Bundan tam tamına 10 sene önce hayatımının ilk aşkını bir çok ilkini yaşadığım zamanlardı...

hayatımda sevdiğim bir adam vardı...

Adam, başkası uğruna beni terk etmişti...

çocuktum...

büyümeye çalışıyordum...

onunla büyüyordum...

Doğrularımı ona göre şekillendirmeye çalışıp, yanlışlarımı ona inat yapıyordum.

dedim ya çocuktum...

gitti. geldim. koştum. ağladım. kovaladım. kaçtı. kaçmadım.

kaçma artık geldim dediğinde ya da ben öyle sandığımda; 18 yaşında ki çocuksu duygularla bıraktığı kız değil, Artık kocaman bir kadındım...

Mesela aldatma kelimesi ilk kez o yıllarda kelime hazneme eklenmişti.

Bu yazıların ilk sahibiydi...

Bu yazıların ilkleri hep onun yazdırdıklarıydı...

burayı hiç biliyor mu okuyor mu emin değilim...

Yıllar içinde inişli çıkışlı, tasfiyelerle dolu bir arkadaşlık ilişkimiz oldu...

Hiç sormadı tabii içtenlikle ''Nasılsın'' diye...

ta ki ne zaman, neden olduğunu hatırlayamadığım bir nedenle koptuk...

Bu kopuşlarımızın üzerine bir gece yarısı....

iletişime geçmeyi denedi...

benim için kötü dilekleri vardı...

bu kadar  benden nefret etmesinin sebebi ne olabilirdi ki?

Ben terk etmedim, ben aldatmadım?

ama ilginç bir tesadüftür ki, onun arkadaş ortamından tanıdığı bir adamla evlenmiştim.

sanırım tüm nefreti bu yüzdendi...

bunu öğrenmek için sanırım 2 sene bekledim, 2 sene anlamaya, öğrenmeye çalıştım...

Sonunda bir gün telefonu çevirdim, tam karşımda duruyordu...

Mesela telefonu genelde ''Alo'' diyerek açmazdı... ''Alo'' nun tonunda ki hassasiyetin ne demek olduğunu biliyordum. Bende benzer bir tavırla konuşmaya başladım bir anda...

gardımı almalıydım yine...

tanıyordum bir zamanlar sevdiğim adamı...

hiç değişmemişti....

Eğer becerebilseydik o gün o telefonda Nasılsın diyecektim...

Umarım iyisindir.


hep iyi ol...