Tebrikler.

Hayatınızın Aşkını buldunuz...

Hayatınızın aşkıyla dolu dizgin meşk ederken, aşağıdaki hikayeden ibret alarak ne yapıp ne yapmamanız gerektiği konusunda kendi hayatınıza yön veriniz.


Önceleri çok çaça bir sosyal hayatınız vardı.



Sabahlara kadar dans.



Arkadaşlarla tatillere gitmeler.
Her gün dakikalarca telefon konuşmaları.




Sonra bir gün hayatınızın aşkını buldunuz.



Çılgınca bir aşk.




Delice bir sevda.




Aşkınızı göklere yazasınız geldi.




Arkadaşlarınızla da buluşmaya devam ettiniz ama sürekli sevgilinizle mesajlaştınız.






Sohbetlerinizin ana temasıydı.




Hatta gitgide sevgilinizle birbirinize benzemeye başladınız.



Arkadaşlarınızı pek açmadı bu sürekli sevgili sohbeti ve git gide daha az görüşmeye başladınız.




Siz sevgililiğe tam gaz devam. Gelecek planları da yapılmaya başlandı.




Yüzüğün gücü sizi iyice ele geçirmişti artık.





Derken bir gün Facebook’ta gezerken…





Arkadaş grubunuzun bir sürü yeni fotoğrafına denk geldiniz ve içlerinde siz yoktunuz!





Nasıl olur? Neden siz yoktunuz hiçbir fotoğrafta?





“Canım çünkü hep sevgilinlesin sen”





Fakat?





(Hemen sevgilinin yanında belir) “Sevgilim bana böyle böyle dediler çok mutsuzum”





Sevgili: Boşver bir tanem, üzme tatlı canını.





“Üzmeyeyim dimi? Nasılsa artık sonsuza dek dip dibe kıç kıça olacağız dimi?”




“DİMİ”




O sırada sevgili.


kaynak: http://vasisdas.com/iliskinizin-sosyal-hayatinizi-ele-gecirdigine-dair-belirtiler/

  • Evlenmeden önce en az 2 sene flört edin
  • Evlenmeden önce flört ettikten sonra en az 2 sene aynı evde oturun.
  • Birlikte oturmaya başladığınız ilk 6 ay sizin cicim aylarınız olacak, bu süreçte defalarca kız kısmı 'ben annemin evine gidiyorum' cümlesini kuracaktır. Nede olsa tanımadığınız biriyle aynı çatıya gireceksiniz aynı evde yaşamak zor...
  • Evlilik aşkı öldürüyor bunu kabullenin. Kadınlar burada size sesleniyorum flört aşamasında yonttuğunuzu sandığınız adam evlendiğiniz anda birdenbire eski haline dönecektir.
  • Bencil olmakla hep alttan almak arasında denge kurmanız gerekiyor
  • Sevdiğinin para gözlülük, bencillik, cimrilik, yalancılık, kendine güvensizlik gibi huylara sahip olmadığına emin ol.
  • Koca adayınızın ev içinde yapılması gereken tüm işlere yardım etmesi gerektiğini yavaş yavaş alıştırın. Işe öncelikle salata malzemelerini yıkatarak başlayabilirsin.
  • Ailelerle ilişkileri koruyun. Nişan töreninden 1 dakika sonra 'annecim, babacım' diye ortalarda dolanmayın gebertirim.
  • Ev içerisinde nefes alacak alanlar oluşturun. Kendinizi dinleyebileceğiniz an ve alanlara her daim ihtiyacınız olabilir. insanların kendi başına daha sağlıklı düşünmesi gereken zamanlara ihtiyaçları olduğunu unutmayın.
  • Evlilik, sevgili olmak ve arkadaş olmaktan çok çok farklıdır. Aynı evi, aynı acıyı, aynı sevinci paylaşacaksınız.
  • Birbirinizin her konuda ki yaklaşımına saygı duyun. Empati kurmaya çalışın.
  • Saygı duymadığınız eş adayınızla evlenmeyin!
  • Beraber yaşamak evlilikle aynı şey bunu asla unutmayın.
  • Evlilik öncesi süper aktif, tüm alemlerde boy gösteren, clubber vs bir kişiyken beraber yaşamaya başladığını günden itibaren tüm piyasalardan elini eteğini çekeceğinizi unutmayın.
  • Ortak noktalarınızın olmasına özen gösterin
  • Yatak uyumunuz olsun ya da sarılmaktan hoşnut olabileceğiniz biri olsun.
  • Her şeyi beraber yapmaya çalışmayın. Maharet bir elmanın yarısı olabilmekte yeri geldiğinde de bir elmanın iki yarısı olabilmekte...
  • Tartışmalar esnasında asla üste çıkmaya kalkmayın. Taraflardan birinin muhakkak susması gerektiği noktalar olacaktır zaman içerisinde roller yerine oturur.
  • Yemek öncesi ve yemek esnasında asla tartışmaya girmeyin. Yemek yemenin keyfini çıkarın
  • Tartışmalar kavgaya dönüşüyorsa orada susun! Ve bitirin. Konuyu Ogün yada önünüzdeki bir kaç saat için askıya alın. Uygun ortam oluşunca tartışma konusunu tekrar gündeme getirin. Bakın bu kez uzlaşabileceksiniz.
  • Beraber yaşadığınız süreç içerisinde bu is yürüyecek mi yürümeyecek mi anlamaya çalışın. bu surede evli gibi hareket etmek ve bu olayın istenildiğinden emin olmak en önemli adımlardan birisi...
  • Asla ama asla aynı evde ayrı yataklarda uyumayın. kavganızın sebebi ne olursa olsun, gelecekte karşılaşacağınız büyük sorunlar kadar önemli değildir. birbirinize dayanak olmayı öğrenin. 
  • Aynı yatağa asla küs olarak girmeyin
  • Ne olursa olsun, kendi ayakları üstünde durabilen biriyle ilişki kurun. o zaman ilişki mutualizmden çıkıp, gerçekten zevk aldığınız, gönüllü bir ortaklığa dönecektir.
  • Yukarıda saydığım maddeleri 'Welcome to the real world' gerçekiği ile yüzleşmiş kişilerle deneyiniz.

YaşlıDoğmuş Genç Kadın notu: Yukarıda sıralamadığımız maddeler flört aşamasını kapsar. Gerekliliği konusunda yazdığım maddeler arkasında durup uygulamaya çalıştığım maddelerdir. Denenmiştir. Çalışıyor :)



Erkekler davrandıkları gibi, kadınlar göründükleri gibidir.

Erkekler kadınları seyrederler.

Kadınlar seyredilişlerini seyrederler.

Çıplaklık, bakanın zihninde doğmuştur.

Çıplak olmak kendin olmaktır.

Kadın, kendi varlığına katkıda bulunmayan hiçbir şeyi yapmaz.

Kadının içindeki ' Gözleyen ve Gözlenen ' kişilikleri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı öğedir.

Her kadının varlığı kendi içinde nelere izin verip, nelere izin verilemeyeceğini düzenler.

Kadın, kendi başına çıplak değildir. Karşısındakinin onu gördüğü biçimde çıplaktır.

Ayna, kadının kendisini her şeyden önce ve her şeyden çok seyirlik bir şey olarak gördüğünü anlatır.
Bir zamanlar edindiğimiz düşüncelerin sağlamlığından kuşku duymadan yıllar geçiririz...

Geçmişi yeniden gözden geçirmeye döndüren şey, çoğu kez yenilgilerimizdir.



“Bak sana ne anlatacağım ama benden duymuş olma “ile başlayan cümlelerin azılı suçlusu dedikodudur...
“kiminle, nerede, ne yapmış, kim ne demiş,kaça almış, nereden almış, o ona ne cevap vermiş, ben olsam ne yapardım, sen olsan yapmaz mıydın, tabi canımmmm”
Kim bizim hakkımızda ne düşünüyorsa, Tanrım onlara zihin açıklığı versin kolay olmadığını biliyoruz :)
İnsanin insana ettiği, insanin insandan çektiği ve şimdilerde artik kabullendiğim insani insan yapan doğası gereği sergilediği bir davranış oldu çıktı…
Yakın zamanda gözlemlediğim sınıf, ekonomik durum, eğitim farkı gözetmeyen bu davranış biçimi neredeyse gündelik bir konuşma biçimi halini aldı…
Nasılsın? Cümlesi gerçekten nasıl olduğunu merak etmek anlamı içermiyor.Bir kere dilin ana amacının dedikodu yapmak olduğu acı gerçeği olarak gözler önünde...

Kadınlardan nefret etme sebebim. erkeklerden nefret etme sebebim. İnsanlardan nefret etme sebebim. Bu yüzden bazen kimi kişilerle konuşacak hiç bir ortak nokta kalmıyor.ortak tanıdıklardan söz açılıyor, dedikoduya meraklı olan taraf başlıyor pek tabi. önce tartıyor bir müddet olumlu ya da olumsuz fikir beyan edebilmek için nabza göre şerbet yani. nötr kalındığında nabzı ölçmeye biraz daha devam ediyor. kötü konuşmaması için olumlu düşünceler ifade edilince konuşma nispeten daha kısa sürüyor.
Sessizlik korkunç geliyor herhalde. Devamı geliyor konuşmanın. Yeter ulan yeter diye bağırabilmek için yeterli kararlılık gösterilemediği takdirde bu acıya katlanmak gerekiyor. Banane başkasının ne bok yediğinden, ne düşündüğünden, ne giyindiğinden, ne yaptığından...oradan oraya geçiyorum yine dedikodu. konusu değişik sadece. laf taşımak, dedikodu, gıybet, fitne ve diğer pislikler uzak olsun bana ve yakınımdakilere. 
Dedikoduyu hiç sevmiyorum desem, hiç yalan söylemem demek gibi olacak farkındayım. O zaman şöyle söyleyeyim; elbette ki dedikodu yapmamış biri değilim. Ama artık çok sıkıldım gerçekten.Özellikle insanların hiç ama hiç tanımadıkları insanlarla ilgili dedikodu malzemesi bulmak için müthiş çaba sarf etmelerinden.
Hayat zaten çok sıkıcı, tamam öle sürekli memleketi kurtarma konuları konuşamayız, elbette eğleneceğiz ama eğlenirken bile biraz güzel eğlensek artık. ya da bir yerden sonra bu eğlenceyi bitirip konuşacak başka şeyler, ilgilenecek başka uğraşlar bulsak?kendimize daha faydalı olsak. Çünkü hakikaten, dedikodu insanı rahatlatıyor bahanelerinin bence tam da aksine özellikle bir yerden sonra insana hiç iyi gelmiyor. sürekli kötü enerji yükleniyor gibisin gerçekten…
Mesela bazen konuşmak istemesen de bulunmak durumunda kaldığın ortamlarda gelir biri anlatır sana, döker zehrini kusar gider. O bütün sinir sende kalır sonra, elektrik yüklü gezersin.Kendini şişirmenin ne alemi var? Gerçekten daha iyi hissetmiyorsun, tam tersi kötü hissediyorsun, aids olmuş gibi. Mesela klasik erkek muhabbetini hiç sevmediğim gibi klasik kadın muhabbetini de hiç sevmem, fakat her 2 muhabbete de bir şekilde bulaşıyorsun. ama şunu söyleyeyim; Üzgünüm ama her şeyin kadınlardan bilinmesinin aksine, erkekler de gayet de dedikodu yapıyor.