Dünden Sonra, Yarından Önce!


Gerçekten kim olduğunuzu sizden daha iyi kim bilebilir?

Sevgiliniz mi? Altın kızlar grubunuz mu? Anneniz mi? Çekirdek aileniz mi?

Birinin sizi gerçekten tanıyabilmesi için aranızda kan bağı mı olması gerekir? Belki de sizi en iyi, kendinizi savunma ihtiyacı duymadan hikâyenizi anlatabildiğiniz insanlar tanıyordur…

Öyle midir?

Zaman zaman kendisine bile görünmeye tahammül edemeyen insan, bir başkasının önünde hikayesini “olduğu gibi” anlatıp, varlığını çırılçıplak soymaya cesaret edebilir mi? Yeryüzünde herhangi bir hikaye olduğu gibi anlatılabilir mi ki?

Sorguluyoruz!

Herhangi bir nedenle bir başkası olmanın ya da bir önceki halden kurtulmanın ne kadar mümkün olduğunu…
Kendimizi birine anlatmak, kaçınılmaz olarak geçmişimizi anlatmaktır. 

Tarihi olmayan biri, kendisini başkalarına tanıtmak için ne anlatabilir? Peki ya ortada bir tarih varsa ve o tarihin bir nedenle anlatılmaması gerekiyorsa ne yapmalı? Böyle bir tarihin baskısı altında bugünü nasıl yaşamalı?

Bugünün kıymetini ve anlamını sizden daha iyi anlayamaz kimse. Annenizi, babanızı, büyüdüğünüz yeri, çocukluğunuzu gizlemek zorunda olabilirsiniz. Sizin belki de yalnızca bugününüz ve yarınınız olabilir. Düne ait hiçbir şeyden bahsetmemeniz gerekebilir. 

Hayatınızı yoluna koymak için size verilen ikinci bir şans, yeni bir kimlikle yaşamanızı gerektirebilir.

Ne var ki kimlik değiştirmek, hayatın sıfırlanması anlamına gelmiyor.

Kimliğimizin ve geçmişimizin yardımı olmadan, hatta onların bize düşmanlık edebileceği bir durumda bugünle nasıl başa çıkılabileceği sorusuna cevap arayan milyonlarca kişiden birisin belki de…
Karanlık bir öykü üzerine kurgulanmış olsa da hayatın,  gerektiğinde yeniden başlamanın imkansız olmadığını bilmen gerekiyor.

Sözün kısası, hayatın sunduğu iyilikler ve kötülükler sınırsızdır.