Hikayedeki Korkak Kadın



Korkuyordu başa dönmekten, başa döndüğü yolun başındaki ılık sonbahar esintisinden, düşünmeden savurduğu çakıllarından yeni bir yol yapmak zorunda kalmaktan korkardı... beraber başladığı ilk tümsekten sonra yanında bulamamaktan, biz diye üzerine titreyerek yazdığı masalın gökten düşen çürük elmalarının altında ezilmesinden korkardı en çok...
 

Kırgınlıkları vardı naftalinleyip sandıklara kaldırdığı...

Aşk diye yanıldıklarıydı belki de...

yorgundu; her zaman, her şeye..
ne birine, ne de bir yere ait olmak istemedi,
bilirdi ki canı acır:
biraz samimi davrandı mı karşı taraf; altında bir şey arardı- bir sebep..
kolay kolay kimsenin hayatına giremezdi, kendi hayatına da girmeye çalışanlara tepkiliydi..

Ait olamayan kadındı; cesur, kalbini tamamı ile hayata açmış, duvarsız, sevmeyi bilen yaşamayı bilen, deli gibi tutkulu, yeri geldiğinde aşkını yeri geldiğinde acısını dibine kadar yasayan;
Hatta acıdan geberen ama buna rağmen tutkusundan ve sevebilme yeteneğinden vazgeçmeyi asla seçmeyen, duyarlı ve görebilen, hayatın göz boyayıcı akışında sürüklenmeyen, ruhu olan, gerçek olan kadındı.
Ama yazık ki beklentisi çok yüksekti. Çünkü; duyarlı algılayabilen tüm kalbiyle orada olabilen ama duygularına köle olmamayı başarabilen biriyle bütün olabilirdi.
Kadın şanssızdı belki de...

Kadınım kelimesini duymayı ister, duyardı da bazen, ama bilirdi o sadece laftadır, laftır.