Mutlak


Ne zaman öfkemi ifade etmeye yaklaşsam gözyaşlarıma boğulduğumda belirginleşiyorum. Duygularım var, ama hepsi fantezilerden doğuyor ya da fantezilere dönüşüyor,Saçmaladığım, hatıralarımı tekrarladığım, fantezilerimi deneyim olarak kullandığım zamanlar.Kendimi 45 yaşında bir kadın gibi hissettiğim ve benim için her şeyin bittiğini söylediğim zaman gibi.

Kendimi çok güçlü hissetmeye ve ciddiye almaya başladım. çok sık olmamakla beraber zaman zaman kendimi birkaç derece geri kaymış gibi hissediyorum. En kötü durumlarımı da yaşıyorum. Her geçen gün artan stresimden endişe duymaya başladım. Ancak şu anda kendi stresim sırasında kendime ne yaptığımı açıkça görmenin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Belki de yaptığım şey, herkes için bir şeyler yapmaya çalışıp, sonra da kendime acıma dalgası içinde debelenmek. Bu defa farklı olan şey, yüzeye çok daha yakın olan öfkemin doğasıydı. Genellikle bu öfkemi derine atıyor, sonrada asla ifadesini bulmamış, üzerinde harekete geçilmemiş öfkemle kendimi çaresiz ve şaşkın hissediyorum.

Kızgındım. Ama bunun hakkında özgürce konuşamıyorum. Çok şey oluyordu. Büyük bir olasılıkla işe yarar hiçbir sonucun elde edilemeyeceği uzun bir yolculuk olduğunu hissettiriyordu olanların gelişi. Her olayda seçim özgürlüğümü elimde tutuyorum ve bu problemlerin her birini tek tek ele alıyor ve doğru hareketleri düşünebiliyorum.

Ayrıca o haftalar ve su haftalar çalışamayacak kadar rahatsız edildim. Geçen o hafta söylemek istediğim her şeyi söylemiştim ve eğer daha fazla söyleyecek şeyim olsaydı yüzüne söylerdim. Bu bana şuan oldukça meydan okuyucu bir tarz olarak gözüktü ve bu duygunun içine biraz daha dalmamı sağlamaya çalıştım ama yapamadım…

Hayatımda meydana gelen bu kadar önemli şey varken bir ay öncesinin olaylarına geri dönmenin aptallık olduğunu düşünüyorum. Beni sorguladığınızda çok fazla meşgul olduğumda ısrar ediyorum. Depresyondayım belki de ve çok fazla bir şey olmuyor.

Onca gerilimli enerjim varken sığınacak bir yerim yok. Enerjimle birçok şey yapıyorum, ama mükemmelliğe ya da hedefe ulaşmadan duruyorum. Problemimin hareket ve duyguların bekletilmesiyle ilgili olduğunu biliyorum. Sadece sıkıntılı olduğumda yanımda birisinin olmasını istedim, küçükken beni yatağa yatıran anne ve babam gibi. “mükemmelliğimi” kaybetmenin sizi üzüp üzmeyeceğini merak ettim sadece.

Haklısınız bunları yazmak istemiyorum bunları yazarken bir arkadaşımı ele vermiş gibi hissediyorum kendimi. Sihirli bir şekilde olmayan şeyleri değiştirecek ya da bu yazı ya bir anlam kazandıracak bir şey olmadığını fark ettim.

Günü silip, tersine çevirmek ve başladığım noktaya geri dönmek istedim ve girmedim. Bugün önce düşünmek sonra hissetmek çok önemliydi. Bir şey daha ortaya koyamadım, sadece ”gerçek bir kadının” kendini savunabileceğini söylüyorum. İfadelerimden bazıları, büyük bir öfke ve kızgınlıkla oturduğunu ama bu duygularla uzlaşmaya varamadığımı gösteriyor.

Öfke hissettiğim an kendimi kapattığımı elimden geldiğince açık bir şekilde göstermek isterdim. Öfkemi pasif olarak gösteriyordum. Örneğin odamı toplamayarak, aynaya bakmadan sokağa çıkmak gibi... Bu öfkemi belli etmenin bir yoluydu. Sizin öfke sözcüğünüz içimde kıvılcımlar yaratıyor. Bendeki değişim inanılmazdı.

Hayatımdaki öfkenin beni felç ettiğini fark ettim. Bundan korkuyorum. Gece sessiz bir şekilde yatıp bu öfke tuzağını bekliyorum. Yüzleşmeden korkuyorum. Öfkem kendimi hem canlı hem de ölü hissetmeme neden oluyor. Ama şimdi bunu kabul ettim. Bekledim. Kendimi genişletmek ve kendimi bulmak için bir fırsat olarak.

Çöküşe geçmemin anlamı hayaller kurmam anlamına geliyor. incinme duygumla baş etmek için yaratılmışım sanki...