3 KURUSLUK BIENAL ve BEN




Bir haftadır orada burada geziniyorum. Ancak bugünün planı kesinlikle yapılması gereken türden bir plandı. 8 Kasım'a kadar sürecek olan 11. Uluslararası İstanbul Bienali'ne gitme planı yaptık. Üstüne de sinema sezonunu açtım. Yani tam bir "Sanat Pazarı" yaşamaya başladım. 

Bir tanım yazalım öncelikle...
BİENAL :  Fransızca biennal (iki yılda bir olan). "iki yılda bir tekrarlanan yarışma, şölen, sergi vb. olaylar" için kullanılmaktadır.

 İtalyanca "her bir diğer yıl" anlamına gelen ve iki yılda bir düzenlenen etkinliklere verilen addır. Çoğunlukla kültürel veya sanatsal faaliyetler için kullanılan bir terimdir. En eski bienal 1895'ten beri düzenlenen Venedik Bienali'dir.
Türkiye'de de 1987 yılından beri düzenlenen ve her iki senede bir tekrarlanan Uluslararası İstanbul Bienali bulunmaktadır.

Peki bienalin sözlük anlamını öğrendik aklımızda biraz daha netleşti diyelim peki ya KÜRATÖR ne demek??

KÜRATÖR : küratörün rolü müzeden müzeye değişir. fakat küratör hiçbir zaman, 'müzeden sorumlu kişi' değildir; çoğunlukla, sorumlu olan yöneticiye yakın bir kademededir. küratörün görevleri ;
 (1) müze için eser satın almayı,
 (2) depoda korunmasının denetlenmesini ve
 (3) onu sergilemeyi, sergiye koymayı kapsar. bu geleneksel görevler, sürekli serginin idaresine ve ek olarak, geçici sergiler düzenleme işine dayanır. 


aslında bu, kendini modern sanata adamış küratörlerin temel görevidir. bu alanda yaratıcı bir çaba göstermek ve sergileyeceklerine karar verirken gerekli araştırmayı yapmak zorundadırlar.

küratör herhangi bir anda; sergiler için sanat dünyası tarafından sunulan çoklu olanakların içinden, sunmak istediği şeyi seçer ve projenin uygulanabilirliğini hesaplar. bu nedenle, dört bir yandaki sanat hakkındaki etkili bilgiyi ayıkladıkça, görevi, üretim öğelerinden biri olmaktır. bir sergi ortaya koyduğunda konumu değişir: sergi ziyaret edildikçe müzenin üretiminin bir parçası olarak takdir edilir. böylece küratör, bir kurum olarak müze ile tüketiciler olarak halkın arayüzünde durur....




Bu seneki bienal Bertolt Brecht'in Elisabeth Hauptmann ve Kurt Weill ile birlikte 80 yıl önce yazdığı Üç Kuruşluk Opera adlı oyunun ikinci perdesinin kapanış parçası olan "İnsan Neyle Yaşar" başlığıyla sergileniyor. Bienalin küratörlüğünü Zagrebli dört kadından oluşan küratör kolektifi What, How & For Whom (WHW) üstlenmiş. 40 ülkeden 70 sanatçının 141 eserinin sergilendiği 11. Uluslararası İstanbul Bienali'nin temel sergi alanı her zamanki gibi Antrepo No.3. Bunun dışında yine Tophane'deki Tütün deposu ve Feriköy Rum Okulu'nda sergilenen eserleri de aldığınız bienal biletiyle gezebiliyorsunuz. Ben bugün yalnızca Antrepo No.3'ü gezebildim.

İşte karşınızda Bienal Favorileri listem


* Kudüs'te yaşayan Jumana Emil Abboud adlı sanatçının hazırlamış olduğu Nar adlı video çalışmasına bayıldım. Dökülen nar tanelerini yeniden kabuğuna yerleştirmeye çalışan bir kadının ellerini izliyorsunuz. Bu zahmetli ve anlamsız görünen çaba, aslında şiddetli yerinden edilme durumlarının etkilerini yok etme çabasına dikkat çekiyor. (Elbette kitapçıktaki açıklamayı okumadan bunu anlamak mümkün olmuyor. Ama bu amaçla çekilen bir video olduğunu bilerek izlediğinizde de yaratıcı anlatıma hayran kalıyorsunuz.)


* Zanny Begg'in Şeker mi (Şaka mı) adlı çalışması da beğendiklerim arasındaydı. Sermayenin her yerde hazır ve var olma niteliği ile maksimum kâr sağlama amaçlı yapılan gösterişli eylemlerin yorumlandığı bir çalışma.


* 1997 yılında hayatını kaybetmiş Alman sanatçı Brehmer'in Bir İşçinin Ruhu ve Hissiyatı adlı çalışması ilginçti. Üretim süreci sırasında işçinin ruh halini grafiksel olarak gösteren bu çalışmada kapitalist sisteme bir gönderme var.


* 1998'de Paris'te kurulan Bureau D'etudes adlı medya kolektifinin Terörün Yönetimi adlı çalışması kesinlikle çok güzeldi. Geride kalan gizli orduların ve bunların başlıca operasyonlarının 1950'lerden bu yana tüm dünyada nasıl birbirleriyle bağlantılı olduklarını bir harita üzerinde gösteren bu çalışmada 1 Mayıs 1977'de Taksim Kazancı Yokuşu'nda yaşanan facia ve Ergenekon da yerini almış.


* Hemen girişte yer alan Wafa Hourani'nin Kalendiye 2087 adlı enstalasyonu süperdi. Kalendiye askeri kontrol noktası ve mülteci kampının gelecek projeksiyonunu keyifle inceleyebilirsiniz.


* Beyrutlu sanatçı Rabih Mroue'nun üç video çalışmasından Ruhla, Kanla adındakine bayıldım. Yurt, soy ve fedakarlık kavramları üzerine bir toplum yaratılmasının yanlışlığına gönderme yapan çalışmanın sonu çok etkili! Farklı olanın kim olduğunu görmek içinizi burkabilir.


* Mohammed Ossama'nın Adım Adım adlı çalışması sanatçının mezuniyet projesiymiş. Bu video çalışmasında da köylü nesilleri vatandaş-askere dönüştürme süreci sonrasında toplumun şiddeti nasıl normalleştirdiğini ve haklı gösterdiğini görebiliyorsunuz.


* Etcetera'nın Erörist Kabare çalışması da favorilerimdendi. Bir şarap şişesinin, palyaçonun ya da çay fincanının düşüncelerini duyabildiğiniz bu çalışma ile "Erörizm" terimiyle tanışacaksınız.



* Kavafis severler Kahireli ressam Anna Boghiguian Kavafis'in şiirlerinden oluşturduğu 50'den fazla illüstrasyon çalışması.


Aklıma ilk gelenler bunlar olsa da başka birçok ilgi çekici eserin olduğunu belirtmeliyim. Bazıları fazla anlaşılmaz olsa da ve birçoğunda "İnsan Neyle Yaşar" temasıyla bağlantıyı kurmakta zorlansak da ben yine de bu seneki Bienal'den keyif aldım. Girişte 2 TL'ye satılan Bienal kitapçığını mutlaka almanızı ve kitapçığınızdan yardım alarak sergiyi gezmenizi öneririm. Hem unutmayın, insan sanatla yaşar! :)


İnsan Neyle Yaşar? Özellikle Tek Sayıyla Biten Yıllarda!


İyi gezmeler...