BİR ŞÖHRET MİZANSENİ OLARAK İHANET…

İhanet şöhrete bulandı ya da şöhret ihanete ve ihanet bir kez daha mizansen olarak şöhrete armağan oldu…

Hani televizyondaki magazin programlarında ünlülerin tuhaf hallerini, açıklamalarını, hareketlerini görürüz de, anlam veremeyiz. Mesela ne gerek var böyle konuşmalara deriz. Özellikle de, şu anda bile, zamanında neredeyse her gün adından bahsedilen, içtiği su, yediği yemek olay olan şöhretlerin, o şaşaalı dönemleri sonrasında yapıp ettiklerini görünce... “Kardeşim hiç yakışıyor mu sana, ucuz hareketler ve sözlerle gündem olmaya çalışmak” deriz. Ama şöhret olmak ya da popüler olmak diyelim ki bağımlılık yapıcı bir şey ve herkesin her an gözbebeği iken birden akıllara bile gelmeyen biri olmayı hazmedebilir mi bu bağımlılık şarabından içmiş kişi?

Kendi özel yaşantılarımızda da öyle değil midir? Birilerinin biriciği, gözbebeği, bir tanesi olmayı, özel hissedilmeyi kanıksamışken o kişinin, hiç kimsenin hiçbir şeyi olmak acıtmaz mı canımızı? Yalan "şöhretler" peşinde koşmaz mı insan? Ya da hiçkimse olmaya düşmemek uğruna,yoldan geçen herhangi biri olmamak adına her şey olmaktan da vazgeçmez mi insan?

Ama burada ihaneti sevenlerine, hayranlarına değil, kendinedir. "Ben bu değilim ama bunu yaparsam hoşlarına gider ve bana değer verirler" diye düşünüyorsa… Aslında yapmak içinden gelmediği halde, kendi gibi davrandığı önceki tecrübelerinden aldığı ve hoşlanmadığı bir netice doğrultusunda tedbirli bir davranış geliştirdiyse bize karşı maske taşıyor, bizi aldatıyordur. Ama asıl ihaneti kendinedir ve bu ihanet hayranlarıyla ilişkisini içinden geldiği gibi yaşayamamaktan mütevellittir.