Küçük Yağmur

Çocukluk yıllarında gitmekten zevk aldığım, Ama artık gitmenin iyice eziyet halini aldığı mahalle parklarının birindeyim. Bankta oturmuş geçen zamanların analizini yaparken 200 metre uzağımdaki 5–6 yaşındaki pamuk gibi bir kız çocuğuna takıldı gözlerim...

sessiz sicim sicim gözyaşı dökerken ben, onun ağlamasına da şahit oldum, göz göze geldi kırmızı 2 çift göz. Altı yaşlarında ya var ya yok; sarı saçlı, iri mavi gözlü bir kız çocuğu… O sarı saçlarına meydan okurcasına birde süt gibi beyaz teni var. Yerinden doğruldu, kendinden büyük 6 adım attı başını kollarımın içinden geçirip saçlarını göğsüme dayadı...

— güzel kokuyorsun dedi
çocuklar parfüm sıkmaz ben çocuk kolonyası sürüyorum "koklasana!"ensemi...

Süt kokuyordu aslında bebek kolonyasından öte... Çocukluktan genç kız olana kadar sürdüğüm hatta ara ara gene sürdüğüm kolonya dışında çocuk kokuyordu bebek teni...

— kucağına alsana beni tam dayayamadım saçlarımı göğsüne dedi...

Hafifçe yerimden doğrularak kucağıma aldım, hiç bırakmamacasına dayadı tepeden toplu saçlarını göğsüme, rahat edemedi, saçlarını kurtardı tokasından hafifçe salladı başını birazı yüzüne düştü perçemlerinin... Benden çok uzun saçları vardı...

Yüzüne düşen perçemleri sıyırıp, yüzünü tam olarak görmekte tereddüt ettim, titredi ellerim...

— adın ne senin dedim?
— Yağmur! Şuradaki de “Emirhan” ikizim...

Dizine kadar sıyırdı pantolonunu bacağındaki morluğu gösterdi,

bak bunu o yaptı, ısırdı beni çizgi film izlerken...

— Emirhan hep sokakta... Arkadaşları var onlarla oynuyor benim kimsem yok, sokağa çıkarmıyorlar beni!

— ne yapıyorsun peki evde sıkılmıyor musun hiç? Okulda arkadaşın yok mu?

— okula seneye gidecekmişiz küçükmüşüz daha anaokuluna gideceğiz Emirhan’la

nerede oturuyorsun sen? dedi

buralarda yakın dedim. onlara yakın olduğumu zannetti.

gelsene bize, gelmek istersen gelirsin, atla arabaya gel, yoksa kullanamıyor musun?

— arabam yok ki! dedim

— babamın bir sürü var birini sana verelim bize git gel...

— sen anne misin peki?

— hayır değilim evli de değilim ben... Senin gibi evimizin küçük kızıyım ben...dedim

— peki, ailen nerede? dedi

— annem evde beni bekliyordur muhtemelen babamla beraber bide kocaman bir kız var bizim ailede benim ablam... Ama o evli... Senin annen olabilecek yaşta...

— sende benim annem olabilecek yaştasın... Evlen seninde bebeğin olsun...

— sen benim kızım olur musun yağmur? Dedim...

Dudaklarını büzdü, emirhan’a, annesine babasına baktı dönüp...

— olamam ki... İstesem de olamam... Annem var babam var bir de o var...